31 Mayıs 2012 Perşembe

İrlanda Cumhuriyeti EURO '12



Rusya ‘nın birinci bitirdiği grupta Ermenistan, Slovakya, Makedonya ve Andorra’nın önünde ikinci olan İrlanda play-off ‘larda Estonya ’yı geride bıraktı. EURO 2012 ‘de İtalya, İspanya ve Hırvatistan ile birlikte C grubunda mücadele edecek.

AVRUPA ŞAMPİYONASI GEÇMİŞİ:
Katıldığı Yıllar :  1988
Şampiyon : -
Final : -
Yarı Final:  -

KADROSU:

Kaleci: Shay Given (ASTON VILLA), Keiren Westwood (SUNDERLEND), David Forde (MILLWALL)

Defans: Sean St Ledger (LEICESTER CITY),Stephen Ward (WOLVES), John O’Shea (SUNDERLAND), Richard Dunne (ASTON VILLA), Stephen Kely (FULHAM), Darren O’Dea (CELTIC), Paul McShane (HULL CİTY)
Orta Saha:Glenn Whelan (STOKE CITY), Keith Andrews (WBA), Damien Duff (FULHAM), Stephen Hunt (WOLVES), Darron Gibson (EVERTON), Paul Green (DERBY), James McClean (SUNDERLAND), Aiden McGeady (SPARTAK  MOSCOW),
              
Forvet: Kevin Doyle (WOLVES), Robbie Keane (LA GALAXY), Shane Long (WBA), Jonathan Walters (STOKE CITY), Simon Cox (WBA)

Teknik Direktör: Giovanni Trapattoni


ÖNE ÇIKAN İSİMLER:

Robbie Keane: Hem İrlanda futbolunun hem de İngiltere futbolunun en önemli forvetlerinden. İrlanda Milli Takımı formasıyla en çok gol atan futbolcu unvanına da sahip olan Keane, Los Angeles ‘e transferinin ardından gözlerden birazcık uzak kaldı ancak yine de takımı adına ifade ettiği şeyleri hiçbir şey değiştiremez. Şu çok açık ki onun performansı direk olarak İrlanda ‘nın performasını etkileyecek.

Shay Given: İngiltere Ligi ‘nin en tecrübeli ve başarılı kalecilerinden olan Given, bir takım için çok önemli bir unsur olan “kaleci” pozisyonu adına takımına oldukça fazla güven vermektedir. Bu tarz turnuvalarda yetenekle tecrübenin geçerlilik açısından yarıştığını düşünürsek Given ‘ın İrlanda için ne demek olduğunu daha iyi kavrayabiliriz.

John O’Shea: Yine bir tecrübe abidesi öne çıkıyor İrlanda ‘da. Yıllarca Manchester United ‘a hizmet veren, hem sağ bekte hem de stoper de görev alabilen O’Shea bu sene Sunderland formasıyla ligde 29 maça çıktı ve istikrarının devam ettiğini gösterdi. Eskisi kadar yüksek performans sergilemese de devamlılığının varlığı onu önemli bir konuma getiriyor.

Aiden McGeady: Celtics formasıyla gösterdiği başarılı performans onu Spartak Moskova ‘ya taşımıştı. Hızı ve tekniği yüksek olan bir futbolcuya özellikle kanat bölgesinde her takımın ihtiyaç duyacağını göz önünde bulundurursak, McGeady ‘nin çok üst düzey bir yıldız olmamasına rağmen İrlanda ‘nın olası bir çeyrek finali için kullanacağı en tehlikeli silah olduğu söyleyebiliriz.


Genel Değerlendirme
Kağıt üzerinde baktığımızda turnuvanın en zayıf takımı olduğu söyleyebiliriz. Oyuncularının çoğunun İngiltere tecrübesinin hat safhada olması büyük avantajları olarak dursa da bulundukları grup da göz önüne alındığında pek bir varlık gösteremeyecekleri söylemek kimseyi şaşırtmaz. Şampiyonanın renkli takımlarından olacakları kesin ancak onları üç maçtan fazla izlemek – her ne kadar bu tarz turnuvalar sürprizlere açık olsa da –hayalden öteye gidemeyecek gibi.    

30 Mayıs 2012 Çarşamba

Ukrayna EURO'12


Ukrayna; ilk kez ev sahibi olduğu turnuvada ev sahibi olduğu için direk finallerden başlamaktadır. Ukrayna turnuvada İsveç, Fransa ve İngiltere ile D grubunda mücadele edecek.

Avrupa Şampiyonası Geçmişi

Ukrayna tarihinde ilk defa Avrupa Şampiyonası’na katılmaktadır.

Takım Kadrosu

Kaleci                   = Pyatov (SHAKHTAR) – Horyainov (METALİST) – Koval (D.KİEV) – Bandura (METALURH)

Defans                = Kucher (SHAKTAR) – Mykhalyk (D.KİEV) – Shevchuk (SHAKTAR) – Mandzyuk (DNİPRO) – Rakitskiy (SHAKTAR) – Khacheridi (D.KİEV) – Butko(MARİUPOL) – Selin (VORSKLA)

Orta Saha            = Tymoshchuk (BAYERN) – Husyev (D.KİEV) – Rotan (DNİPRO) – Nazarenko (Tavriya) – Aliyev (D.KİEV) – Konoplyanka (DNİPRO) – Stepanenko (SHAKTAR) – Harmash (D.KİEV)

Forvet                 = Shevchenko (D.KİEV) – Voronin (D.MOSKOVA) – Milevskiy (D.KİEV) – Seleznyov (SHAKTAR) – Devych (METALİST) – Yarmolenko (D.KİEV)

Teknik Direktör = Oleh Blokhin

Öne Çıkan İsimler

Oleh Husyev = Dinamo Kiev’in başarılı kanat oyuncusu Husyev çok güzel bir sezon geçirdi. Çıktığı 33 maçta 13 gol atan Husyev kendini gol yollarında da geliştirdiğini kanıtladı. Hem savunmada hem de hücum da oynayabilen Husyev Ukrayna için çok önemli bir silah.

Tymoshchuk = 114 milli maçla takımının tartışmasız en tecrübeli ismi olan Tymoshchuk bu sezon Bayern Münih ile Şampiyonlar Ligi’nde final oynadı. Başarılı ve istikrarlı sezonlarına devam eden yıldız oyuncu ilerleyen yaşına rağmen takımı için orta sahadaki en önemli isim olacak. Özellikle savunma yönündeki yetenekleriyle Ukrayna’yı başarılı yerlere getirebilir.

Shevchenko = Kaptan Shevchenko 35 yaşına geldi. Bu onun için muhtemelen son büyük turnuva olacak. Yaşı ilerlese de o ülkesi için yaşayan bir efsane durumunda. Tecrübesi ve yetenekleriyle evlerinde oynanacak bu son turnuvada müthiş bir başarıyla veda edebilir futbola.

Genel Değerlendirme

Ukrayna ev sahibi olmanın avantajlarını ve dezavantajlarını beraber yaşıyor. Kendi sahalarında oynamaları taraftar desteğini ve motivasyonlarını üst düzeyde tutuyor. Ancak eleme maçları oynamamaları onlar için kendi durumlarını görememeleri açısından bir dezavantaj. D grubunda İsveç, İngiltere ve Fransa ile mücadele edecekler. Rakipleri güçlü ama sorunları olan takımlar. Her an havlu atabilecek olmaları Ukrayna için bir avantaj. Gruptaki şansları düşük de gözükse muhtemel bir çeyrek final onlar için büyük bir başarı olacaktır. 

29 Mayıs 2012 Salı

Danimarka EURO'12


Danimarka; Portekiz, Norveç, İzlanda ve Kıbrıs’ın bulunduğu H grubunu 1.tamamlayarak Euro’12 ye direk katılmaya hak kazandı. Danimarka turnuvada Hollanda, Portekiz ve Almanya ile B grubunda mücadele edecek.

Avrupa Şampiyonası Geçmişi

Katıldığı Yıllar    = 1964 – 1984 – 1988 – 1992 – 1996 – 2000 – 2004
Şampiyon           = 1992
Final                     =
Yarı Final             = 1964 – 1984

Takım Kadrosu

Kaleci                   =Sorensen (STOKE CİTY) – Andersen (EVİAN)

Defans                =Jacobsen (COPENHAG) – Agger (LİVERPOOL) – Kjaer (ROMA) – Poulsen (AZ) – Bjelland (NORDSJAELLAND) – Wass (EVİAN)

Orta Saha            = Poulsen (EVİAN) – Kahlenberg (EVİAN) – Kvist (STUTTGART) – Silberbauer (YOUNG BOYS) – Eriksen (AJAX) – Jacob Poulsen (MİDTJYLLAND) – Schone (NEC) – Zimling (CLUB BRUGGE)

Forvet                 = Rommedahl (BRONDBY) – Bendtner (SUNDERLAND) – Dehli (BRONDBY) – Mikkelsen (NORDSJAELLAND)

Teknik Direktör = Morten Olsen

Öne Çıkan İsimler

Daniel Agger = Liverpool’da 7.yılını dolduran başarılı savunma oyuncusu Euro’12de de Danimarka’nın kaptanlığını yapacak. Takımın en önemli oyuncusu olduğunu söyleyebiliriz. Premier Lig tecrübesiyle Danimarka takımına pek çok şey katmaya devam edecek.

Christian Eriksen = 20 yaşındaki genç yetenek geleceğin yıldızlarından biri olarak gösteriliyor. Takımı Ajax’ta bu sezon 8 gol ve 20 asistlik müthiş bir performansa imza attı. Genç yaşına rağmen turnuvanın en gözde isimlerinden biri. Turnuvada yapacaklarıyla hem kendine hem de takımına büyük getirileri olabilir.

Bendtner = Arsenal alt yapısının gözde isimlerinden biriydi. Başarıyla başladığı kariyeri geçen sezon bir duraksama yaşadı ancak kiralık oynadığı Sunderland’de bu sezon 8 gol,5 asistlik performansıyla geri dönüşünün sinyallerini verdi. Danimarka’nın en önemli gol silahı ve bu turnuvada yapacaklarıyla Arsenal’e temelli geri dönüş biletini alabilir.

Genel Değerlendirme

Danimarka, Portekiz’e rağmen eleme grubunu birinci tamamlayarak finallere direk katılıyor. Ancak çok kötü bir kura çektiğini söyleyebiliriz. B grubunda Hollanda, Almanya ve Portekiz ile tur mücadelesi verecek. Grubundaki 3 takım da şampiyonluğa yakın takımlar ve Danimarka’nın gruptaki şansı bir hayli düşük. Üst düzey yıldızlara sahip olmasa başarılı bir takım oyunu ve biraz da şans ile bir üst turu kovalayabilir ancak yine de kendi futbollarından ziyade rakiplerinin performansları onların turnuvadaki kaderlerini belirleyecek.

28 Mayıs 2012 Pazartesi

Rusya EURO '12




Rusya; İrlanda, Ermenistan, Slovakya, Makedonya ve Andorra‘nın bulunduğu grupta birinci oldu ve EURO 2012 ‘ye direk olarak katılmaya hakkazandı. Polonya, Yunanistan ve Çek Cumhuriyeti ’nin bulunduğu A grubundamücadele edecek.

AVRUPA ŞAMPİYONASI GEÇMİŞİ:
Katıldığı Yıllar: 1960 – 1964 – 1968 – 1972 – 1988 – 1992 – 1996 – 2004 – 2008
Şampiyon : 1960
Final : 1964 –1972 - 1988
Yarı Final:  1968 - 2008

KADROSU:

Kaleci: Igor Akinfeev (CSKA MOSCOW), Vyacheslav Malafeev (ZENIT),Anton Shunin (DINAMO MOSCOW)

Defans: Sergei Ignashevich(CSKA MOSCOW), Aleksandr Anyukov (ZENIT), Vasili Berezutski  (CSKA MOSCOW), Roman Shishkin (LOKOMOTİVMOSCOW), Roman Sharonov (RUBIN KAZAN), Dmitri Kombarov (SPARTAK MOSCOW),Vladimir Granat (DINAMO MOSCOW), Yuri Zhirkov (ANZHİ)

Orta Saha:Igor Semshov (DINAMO MOSCOW), Konstantin Zyryanov(ZENIT), Marat Izmailov (SPORTİNG), Igor Denisov (ZENIT), Roman Sehirokov(ZENIT), Alan Dzagoev (CSKA MOSCOW), Denis Glushakov (LOKOMOTİV MOSCOW),Magomed Ozdoev (LOKOMOTIV MOSCOW)

Forvet:  Andrei Arshavin(ZENIT), Aleksandr Kerzhakov (ZENIT), Roman Pavlyuchenko (LOKOMOTİV MOSCOW),Pavel Pogrebnyak (FULHAM),Aleksandr Kokorin (DINAMO MOSCOW), Artem Dzyuba(SPARTAK MOSCOW)

TeknikDirektör: Dick Advocaat




ÖNE ÇIKAN İSİMLER:

Andrei Arshavin: 2008 yılında UEFA Kupası ‘nı kazanan Zenit takımında en çokdikkat çeken isim olmuştu. Hızı ve tekniği, Avrupa ‘nın büyük takımlarınındikkatini çekmesini sağlamıştı. Arsenal ‘de beklenen performansı gösterdiğinisöylemek zor da olsa Arshavin EURO 2008 ‘in sürpriz takımı Rusya ‘nın başarısıyinelemesi için kullanması gereken en önemli silah konumunda.

Yuri Zhirkov: EURO 2008 ‘de yükselen Rus Milli Takımı ‘nda en başarılıisimlerden biriydi ve de bu ona Chelsea ‘nin kapılarını açtı. Sol kanatta hemönde hem arkada değerlendirilebilen yıldız aynı Arshavin gibi parlak birİngiltere macerası yaşamamış olsa da ne yeteneğini ne de profesyonelliğinikimse eleştiremez.

Aleksandr Kerzhakov: Şurası kesin ki Rusya ‘nın yetiştirdiği en iyi golcü. Sevilla‘da oynarken fazla forma şansı bulamasa da bulduğu şansları iyi değerlendirdive İspanyol takımıyla UEFA Kupası ‘nı kazandı. Bu sezon attığı 23 golle deadeta “yapacağım şeyler bitmedi” dedi ve tahmin edilenin fazlasını yapmasıbeklenen Rusya için ne kadar önemli olduğu kanıtladı.

Alan Dzagoev: CSKA Moskova ‘nın 10 numarası olan 21 yaşındaki genç yetenek Rusfutbolunun yeni yıldızlarından. EURO 2008 ‘deki başarısından sonra bu turnuvadada iyi işler yapmak isteyen Rusya Milli Takımı, Dzagoev ‘in üst düzey teknikkapasitesini ve isteğini takımda bulunan tecrübeli isimlerle birleştiripistedikleri başarıya ulaşabilirler.




Genel Değerlendirme
EURO 2008 ‘deki başarılarınınardından bu turnuvada da beklentilere sahip olan Rusya takımının en azından gruptançıkması yüksek bir olasılık olarak gözüküyor.  Yarı Final şansları için aynı yükseklikte birolasılıktan bahsetmek zor olsa da geçen turnuvada da bu durumun böyle olduğunudüşünerek pek de emin konuşmamak lazım. Son yıllarda yükselişte olan Rusfutbolunun çıtasını bir kademe daha yükseltmesi EURO 2012 ‘de alınacak başarıyabağlıdır. Şampiyonanın renkli takımlarından olacaklarına hiç kimsenin şüphesiyok.

27 Mayıs 2012 Pazar

Yunanistan EURO'12



Yunanistan; Hırvatistan, İsrail, Letonya, Gürcistan ve Malta’nın bulunduğu F grubunu 1.tamamlayarak Euro’12 ye direk katılmaya hak kazandı. Yunanistan turnuvada Polonya, Rusya ve Çek Cumhuriyeti ile A grubunda mücadele edecek.

Avrupa Şampiyonası Geçmişi

Katıldığı Yıllar     = 1980 – 2004 - 2008
Şampiyon           = 2004
Final                      =
Yarı Final              =

Takım Kadrosu

Kaleci                   = Chalkias (PAOK) – Tzorvas (PALERMO) – Sifakis (ARİS)

Defans                = Torosidis (OLİMPİYAKOS) – Papadopulos (OLİMPİYAKOS) – Papastathopoulos (W.BREMEN) – K.Papadopoulos (SCHALKE 04) – Tzavelas (MONACO) – Malezas (PAOK)

Orta Saha            = Karagounis (PANATİNAYKOS) – Katsouranis (PANATİNAYKOS) – Tziolis (Monaco) – Ninis (PANATİNAYKOS) – Fetfatzidis (OLİMPİYAKOS) – Makos (AEK) – Fotakis (PAOK) – Kone (BOLOGNA) – Maniatis ( OLİMPİYAKOS) –Fortounis (KAİSERSLAUTERN) 

Forvet                 = Lyberopoulos (AEK) – Gekas (SAMSUNSPOR) – Salpigidis (PAOK) – Samaras (CELTİC) – Mitroglou (ATROMİTOS)

Teknik Direktör = Fernando Santos

Öne Çıkan İsimler

Papadopulos = Olimpiyakos’un başarılı defans oyuncusu bu sezon yine istikrarlı ve başarılı bir yıl geçirdi. Yunanistan için de bu turnuvada yine çok önemli bir koz olacak. Özellikle savunmasıyla öne çıkan Yunanistan’da bu savunmanın başarısında Papadopulos çok kilit bir rol oynuyor.
Theofanis Gekas = Kariyerinin son dönemine giren Gekas bu sezon devre arasında Samsunspor’a transfer olmuştu. Samsun’da çıktığı 11 maçta 8 gol atarak taraftarın bir numaralı ismi olan Gekas bir yükseliş arıyor. Milli takımının en golcü ismi olan Gekas bu turnuvada da Yunanistan’ın en önemli gol silahlarından biri olacak.
Mitroglou = Yıldızı bu sene parlayan bir yetenek. Kiralık oynadığı Atromitos takımında çıktığı 27 maçta 16 gol atarak gol krallığına oynadı bu sezon Yunanistan Liginde. Milli takım tecrübesi olmamasına rağmen turnuvada kendini gösterebilecek isimler arasında.

Genel Değerlendirme

Yunanistan elemelerde Hırvatistan’ın önünde birinci olarak finallere direk katılıyor. Bireysel yeteneklerden çok takım oyununa dönük bir futbolları var. 2004’deki defansçı kimliklerinden biraz kurtulmuş gibiler. Turnuvada Çek Cumhuriyeti, Rusya ve Polonya ile A grubunda mücadele edecekler. Grubun kolaylığı göz önüne alınınca tur şansı yüksek bir takım ancak 2004’teki gibi bir sürpriz yapmaları çok zor. Bir hayli güçlü takımların olduğu bu turnuvada Yunanistan için en olumlu hedef zor ama en fazla Yarı Final.

26 Mayıs 2012 Cumartesi

İsveç EURO '12




Hollanda, Macaristan, Finlandiya, Moldova ve San Marino’nun bulunduğu grupta Hollanda’nın ardından ikinci oldu ve en iyi ikinci olarak EURO 2012’ye katılma hakkını kazandı. Turnuvada Fransa, İngiltere ve Ukrayna ile birlikte D grubunda mücadele edecekler.

AVRUPA ŞAMPİYONASI GEÇMİŞİ:
Katıldığı Yıllar : 1992 – 2000 – 2004 – 2008
Şampiyon : -
Final : -
Yarı Final: 1992

KADROSU
Kaleci: Andreas Isaksson (PSV), Johan Wiland (KOPENHAG), Par Hansson (HELSİNGBORG)

Defans: Mikael Lustig (CELTIC), Olof Mellberg (OLYMPIACOS), Andreas Granqvist (GENOA), Martin Olsson (BLACKBURN), Jonas Olsson (WBA), Mikael Antonsson (BOLOGNA), Behrang Safari (ANDERLECHT)

Orta Saha:Rasmus Elm (AZ ALKMAAR), Sebastian Larsson (SUNDERLAND), Anders Svensson (ELFSBORG), Kim Kallstrom (LYON), Pontus Wernbloom (CSKA MOSCOW), Samuel Holmen (ISTANBUL B.B), Emir Bajrami (TWENTE), Christian Wilhelmsson (AL-HILAL),

Forvet: Zlatan Ibrahimovic (MILAN), Johan Elmander (GALATASARAY), Tobias Hysen (GOTEBORG), Ola Toivonen (PSV), Markus Rosenberg (W.BREMEN)
  
Teknik Direktör:Erik Hamren


           

ÖNE ÇIKAN İSİMLER:

Zlatan Ibrahimovic: Dünyanın en kaliteli golcüleri arasında gösterilen; uzun boyuna rağmen tekniği de çok yüksek olan yıldız sadece İsveç takımı için değil bütün turnuva için kader adamı konumunda. 2003’ten beri gittiği her takımda şampiyonluk görmesi (son sezon hariç –Juventus- ) onun tecrübesine tecrübe katarken takımı için taşıdığı önemi her geçen sene arttırmıştır ve Larsson ‘un da futbolu bırakmasıyla takımının tam anlamıyla her şeyi. İsveç adına bazı şeyleri değiştirme yeteneğine sahip başka hiçbir takım arkadaşının olmadığı gibi.

Rasmus Elm: Çok klişe olacak ancak genç orta saha oyuncusunu en iyi “oyunun iki yönünün de iyi oynuyor” tanımlayacaktır. AZ formasıyla 31 maçta 10 gol atıp 8 asist yapan yıldız adayımız için bir Liverpool transferi de gündemde. Hollanda Ligi ‘nin popülaritesinin azalması onu yakından takip etmemizi engellese de izlediğimiz kadarıyla kumaşının kalitesini rahatlıkla anlayabiliyoruz. Bu turnuva bizim için onu tanıma turnuvası olabilir.

Kim Kallstrom: Lyon ‘un fırtına gibi estiği dönemlerde takımının en önemli isimlerinde biriydi. Orta sahadaki direnci ve soğukkanlılığı onu büyük bir yıldız yapmasa da çok iyi bir “görev adamı” yapıyor. Lyon ‘un yaşadığı düşüşten dolayı gözlerden uzak kalan isim adını herkese tekrar hatırlatmak isteyecektir ve de olası bir İsveç çıkışı beraberinde onu da isteklerine ulaştıracaktır.

Olof Mellberg: Kalecilerde genelde hiç soru olmayan “ilerleyen yaş” savunmalarda birazcık daha önemli bir husus olsa da oyuncunun kalitesine göre değişiklik gösterme lüksüne sahip. Mellberg de bu konuda gösterebileceğimiz örneklerden. 34 yaşında olmasına rağmen savunmadaki liderlik vasıflarına çok ihtiyacı olacaktır İsveç ‘in. Hocasının onun değerlendirip değerlendirmeyeceğini bilemeyiz ama oynaması durumunda iyi işler yapabileceğini rahatlıkla söyleyebiliriz.



Genel Değerlendirme

Son 5 turnuvanın 4 ‘üne katılmış olmaları belli bir standartlarının olduğunu gösteriyor bizlere. 1992 yılındaki 4. ‘lüklerinden başka başarılarının olmaması da standartlarının içeriğini ve de dolayısıyla büyük bir gelişim göstermemiş olmalarını da hesaba kattığımızda bu turnuvada da benzer bir senaryoyla karşımıza çıkacaklarını kanıtlıyor. Ljunberg ‘li, Larsson ‘lu zamanlarından kalan bir sempatiyle ve de İbrahimovic ‘in yapacaklarının merakıyla maçlarını dikkatle izleyecektir futbolseverler. Gruptan çıkma ve hatta devam etme ihtimallerine baktığımızda küllerinden doğmaya çalışan Fransa ve ev sahibi Ukrayna ile kıyasıya bir çekişme yaşayacaklar ikincilik için ama İsveç takımı adına dönen bir ibreden şu an için bahsedemiyoruz.  

25 Mayıs 2012 Cuma

Çek Cumhuriyeti EURO'12


Çek Cumhiriyeti; İspanya, İskoçya, Litvanya ve Liechtenstein’ın bulunduğu I grubunu 2.tamamlayarak Play-Off’a kaldı. Play-Off’ta Karadağ’ı 2-0 ve 1-0’lık skorlarla eleyerek Euro’12 ye katılmaya hak kazandı. Çek Cumhuriyeti turnuvada Polonya, Yunanistan ve Rusya ile A grubunda mücadele edecek.

Avrupa Şampiyonası Geçmişi

Katıldığı Yıllar     = 1960 – 1976 – 1980 – 1996 – 2000 – 2004 - 2008
Şampiyon           = 1976
Final                      =
Yarı Final              = 1960 – 1980 - 2004

Takım Kadrosu

Kaleci                   = Cech (CHELSEA) – Drobny (HAMBURG) – Grigar (TEPLİCE) – Lastuvka(DNİPRO)

Defans                = Kadlec (B.LEVERKUSEN) – Sivok (BEŞİKTAŞ) – Pudil (CESENA) – Hubnik (HERTHA) – Gebre (LİBEREC) – Limbersky (V.PLZEN) – Suchy (S.MOSKOVA) – Rajtoral (V.PLZEN)

Orta Saha            = Rosicky (ARSENAL) – Plasil (BORDEAUX) – Hübschman (S.DONETSK) – Rezek (ANORTHOSİS) – Petrzela (V.PLZEN) – Kolar (V.PLZEN) – Pilar (V.PLZEN) – Jiracek (WOLFSBURG)

Forvet                 = Milan Baros (GALATASARAY) – Necid (CSKA) – Lafata (JABLONEC) – Pekhart (NÜRBERG)

Teknik Direktör = Michal Bilek

Öne Çıkan İsimler

Petr Cech = Dünya’nın sayılı kalecilerinden biri belki de en iyisi diyebileceğimiz bir isim Petr Cech. Chelsea ile bu sezon Şampiyonlar Ligi’ni kazandı. Çek Cumhuriyeti’nin 1 numaralı ismi her anlamda. Ülkesinin kaderi yine onun ellerinde. Yapacağı kurtarışlarla tek başına maç kazanabilecek potansiyele sahip. Tıpkı Şampiyonlar Ligi finalinde yaptıkları gibi.
Rosicky = Çek Cumhuriyeti altın jenerasyonunun en önemli isimlerinden. Takımında yine maestro pozisyonunda görev yapacak. Çok iyi bir sezon geçirmemesine ve ilerleyen yaşına rağmen pek çok dengeyi değiştirebilir turnuvada.
Milan Baros = Çek Cumhuriyeti’nin en golcü oyuncusu. Milli maçlarda müthiş bir grafiği var. Ülkesiyle çıktığı 87 maçta 40 gol var. Takımı Galarasaray’da bu sezon şampiyonluk yaşadı ancak çok iyi bir sezon geçirmedi. Çoğunlukla yedek ve sakat olduğu sezonda yine de 8 gol attı. Gole çok yakın bir isim ve rahatlıkla skoru değiştirebilir. Turnuvada yine ülkesi için çok önemli bir gol silahı olacak.
Tomas Necid = Çek’lerin yeni nesillerinden bir isim. 22 yaşında ve CSKA forması giyiyor. Takımıyla bu sezon 29 maçta 8 gole imza attı. Turnuvanın bir diğer genç yeteneği Necid kendini gösterebilirse hem ülkesini başarıya taşır hem de Çek Cumhuriyeti’nin yeni gol silahı olur.


Genel Değerlendirme

Bir turnuva takımı olan Çek Cumhuriyeti, Çekoslovakya dağıldığından beri bütün Avrupa Şampiyonalarına katıldı. Euro’12de ise çok güzel bir kura çektiler. A grubunda Rusya, Yunanistan ve ev sahibi Polonya ile tur mücadelesi verecekler. Gruptaki her takımın şansı neredeyse eşit. Özellikle eski jenerasyondaki Baros, Rosicky ve Plasil gibi isimlerden verim alabilirlerse Petr Cech ‘in de yardımıyla üst tura yükselebilirler. Turnuvada sürpriz yapmaya açık bir takım. Tabi bir sürpriz bile olsa güçlü rakipleri karşısında Yarı Final’den öteye gidemezler ki bu da Çek’ler için iyi bir başarı olur.

24 Mayıs 2012 Perşembe

Hırvatistan EURO '12




    Birincinin Yunanistan olduğu ve İsrail, Letonya, Gürcistan ve Malta’nın bulunduğu grupta ikinci oldular ve play-off’larda Türkiye’yi elediler. EURO 2012’de C grubunda İspanya, İtalya ve İrlanda ile oynayacaklar.

AVRUPA ŞAMPİYONASI GEÇMİŞİ:
Katıldığı Yıllar : 1996 – 2004 – 2008
Şampiyon : -
Final : -
Yarı Final: -


KADROSU:

Kaleci: Stipe Pletikosa (ROSTOV), Danijel Subasic (MONACO), Goran Blazevic (HAJDUK), Ivan Kelava (DİNAMO ZAGREB)

Defans: Josip Simunic (DİNAMO ZAGREB), Vedran Corluka (B.LEVERKUSEN), Danijel Pranjic (B.MUNİCH), Ivan Strinic (DNİPRO), Dejan Lovren (LYON), Gordon Schildenfeld (E.FRANKFURT), Domagoj Vida (DİNAMO ZAGREB), Sime Vrsaljko (DİNAMO ZAGREB), Jurica Buljat (MACCABİ HAIFA),

 Orta Saha:Darijo Srna (SHAKTAR), Niko Kranjcar (TOTTENHAM), Luka Modric (TOTTENHAM), Ivan Rakitic (SEVILLA), Ognjen Vukojevic (DYNAMO KYIV), Tomislav Dujmovic (R.ZARAGOZA), Ivan Perisic (B.DORTMUND), Ivo Ilicevic (HAMBURG), Milan Badelj (DINAMO ZAGREB),

 Forvet: Ivica Olic (B.MUNICH), Eduardo (SHAKTAR), Mario Mandzukic (WOLFSBURG), Nikica Jelavic (EVERTON), Nikola Kalinic (DNIPRO)
          
Teknik Direktör: Slaven Bilic


          
ÖNE ÇIKAN İSİMLER:

Darijo Srna: Avrupa futbolunun gördüğü en profesyonel futbolculardan biri. Çok iyi hükmettiği sol ayağıyla kullandığı serbest vuruşlarla tanıyor tüm dünya onu. Defansın solunda görev alan yıldız gerektiğinde sol açıkta da değerlendirilebiliyor teknik kapasitesi sayesinde. Suker’den sonra en tanınmış Hırvat olarak nitelendirebileceğimiz Srna takımı için çok şey ifade ediyor.

Luka Modric: Hırvat futbolunun son yıllarda yetiştirdiği en yetenekli futbolcu. Tottenham yeniden doğmaya yaklaşırken en büyük pay Modric’e ait. Üst seviyelerde olan yaratıcılığı, takımına katacağı en büyük artısı. Diğer hiçbir Orta Avrupa ülkesinin sahip olmadığı bu yetenek Hırvat milli takımını bir adım öne çıkarabilecek cinsten. Olası bir sürpriz kesinlikle onun ayağından çıkacaktır.

Nikica Jelavic: Rangers formasıyla çıktığı 45 maçta kaydettiği 30 gol tüm dünyayla beraber Everton’ın da dikkatini çekmesini sağladı. 13 kere giydiği Everton formasıyla da 9 gol atınca tüm Avrupa’ya varlığı iyice hissettirdi. 26 yaşında olmasına rağmen bu turnuva onun için tanıtım turnuvası olabilir ve futbolseverler yeni bir yıldızla tanışabilir.

Eduardo: 2008 Şubat’ına kadar adından sıkça söz ettiren Brezilya kökenli yıldızın yaşadığı uzun süreli sakatlık ulaşabileceği noktaları da uzağına itti onun. 2009 yılında sahalara döndükten sonra Arsenal’da tutunamadı ve Shaktar’ın yolunu tuttu. Orda da kendinden beklenen şeyleri yeterince sahaya yansıtamadı ve bir yıldız adayı daha sakatlığın ağına takıldı. EURO 2008’ de olmayışı takımının en büyük eksilerinden olarak görülürken bügun kimse adını telaffuz etmiyor. Umarız bu turnuva onun için bir uyanış ve kendine geliş olur ki birazcık uzak bir ihtimal gibi duruyor.


Genel Değerlendirme
Turnuva tecrübesi olarak çok eksikliği olan Hırvat takımının İtalya’ya bir sürpriz yaşatma ihtimali az da olsa, kimseyi şaşırtmayacaktır. Kadro profilleri diğer “ikinci seviye takımlara” göre biraz daha dikkat çekici olsa da çeyrek finalden ileri gitmeleri tüm dünyayı şaşırtabilir ki bu durumda kura şansı da önemli bir rol oynamaktadır ( EURO2008 Türkiye eşleşmesi gibi). Sonuç ne olursa olsun izlenilesi bir futbol oynayacaklarından çoğu futbolsever emindir. Özellikle teknik direktör Bilic’in sıradışılığı ve sempatikliği Hırvatistan’ın maçlarını daha da ilgi çekici kılmaktadır.

23 Mayıs 2012 Çarşamba

Portekiz EURO'12



Portekiz; Danimarka, Norveç, İzlanda ve Kıbrıs’ın bulunduğu H grubunu 2.tamamlayarak Play-Off’a kaldı. Play-Off’ta Bosna Hersek’i 0-0 ve 6-2’lik skorlarla eleyerek Euro’12 ye katılmaya hak kazandı. Portekiz turnuvada Hollanda, Danimarka ve Almanya ile B grubunda mücadele edecek.

Avrupa Şampiyonası Geçmişi
Katıldığı Yıllar     = 1984 – 1996 – 2000 – 2004 -2008
Şampiyon           =
Final                   = 2004
Yarı Final           = 1984 - 2000

Takım Kadrosu

Kaleci                    = Eduardo (BENFİCA) – Rui Patricio (SPORTİNG) – Beto (CLUJ)

Defans                = Bruno Alves (ZENİT – Pepe (REAL MADRİD) – Coentrao (REAL MADRİD) – Pereira     (SPORTİNG) – Rolando (PORTO) – Costa (VALENCİA) – Miguel (BRAGA)

Orta Saha            = Meireles (CHELSEA) – Moutinho (PORTO) – Veloso (GENOA) – Martins (BENFİCA) – Micael (A.MADRİD) – Custodio (BRAGA) – Nani (MANCHESTER UNİTED) – Quaresma (BEŞİTAŞ)

Forvet                 = Cristiano Ronaldo (REAL MADRİD) – Postiga (ZARAGOZA) – Almedia (BEŞİKTAŞ) – Varela (PORTO) – Nelson Oliveira (BENFİCA)

Teknik Direktör = Paulo Bento


Öne Çıkan İsimler

Pepe = Real Madrid’in başarılı defans oyuncusu Pepe kuşkusuz Portekiz için turnuvada en önemli savunma silahı olacaktır. Bu sezon Real Madrid gibi üst düzey bir takımında istikrarlı bir performans gösteren Pepe’nin Euro’12 performansı Portekiz’in kaderini çizebilir.
Raul Meireles = Raul Meireles bu sezon takımı Chelsea’nin Şampiyonlar Ligi Finaline yükselmesinde büyük paya sahipti. Liverpool’daki performansına nazaran Chelsea’de daha iyi bir grafik sergileyen Meireles Portekiz orta sahasının da en önemli ismi. Raul Meireles’in takımına vereceği çift yönlü katkı Portekiz için çok önemli. 
Nani = Manchester United’ta 5.sezonunu dolduran Nani istikrarlı performansını da sürdürmeye devam ediyor. Bu sezon takımıyla 40 maçta 10 gole imza atan Nani kanat oyuncusu olmasına rağmen Portekiz için çok önemli bir gol silahı.
Cristiano Ronaldo = Onun hakkında konuşulacak pek fazla bir şey yok. Real Madrid’in herşeyi Ronaldo 46sı ligde olmak üzere bu sezon 60 gol attı. Sadece Portekiz’in değil bütün turnuvanın en iyi futbolcusu durumunda. Portekiz için turnuvanın formülü çok basit; Ronaldo oynarsa kazanırlar, oynamazsa kaybederler.


Genel Değerlendirme

Portekiz milli takımı kadrosunda bulundurduğu üst düzey futbolculara rağmen elemelerde başarılı bir grafik çizmedi. Elemelerde şu anda da aynı grupta bulunduğu Danimarka’nın ardından ikinci olarak Play-Off sonucu turnuvaya katıldılar. Potansiyeli çok yüksek bir takım olmasına rağmen turnuvanın ölüm grubuna düşmüş olmaları gruptaki şanslarını düşürüyor. B grubunun tartışmasız en güçlü iki adayı Hollanda ve Almanya bir yana 3.takımın da elemelerde geçemedikleri Danimarka olması Portekiz için çok negatif bir tablo çiziyor. Ancak değerlendirme yapılırken unutulmaması gereken tek bir şey var: Cristiano Ronaldo. Onun performansı sadece B grubunun değil tüm turnuvanın kaderini değiştirebilir. Takımın kalanından az biraz destek bulabilirse Cristiano Ronaldo Portekiz’e final oynatabilir.

22 Mayıs 2012 Salı

İtalya EURO'12



İtalya; Estonya, Sırbistan, Slovenya, Kuzey İrlanda ve Faroe Adaları’nın bulunduğu grupta birinci olarak turnuvaya katılma hakkı kazandı. EURO 2012’de de İspanya, İrlanda ve Hırvatistan’ın bulunduğu C grubunda mücadele edecek.

AVRUPA ŞAMPİYONASI GEÇMİŞİ:
Katıldığı Yıllar : 1968 – 1980 – 1988 – 1996 – 2000 – 2004 - 2008
Şampiyon : 1968
Final : 2000
Yarı Final: 1980 - 1988

KADROSU:

Kaleci: Gianluigi Buffon (Juventus), Emiliano Viviano (Palermo), Morgan De Sanctis (Napoli),    Salvatore Sirigu (P.S.G)

Defans: Giorgio Chiellini (Juventus), Andrea Barzagli (Juventus), Domenico Criscito (Zenit), Christian Maggio (Napoli), Leonardo Bonucci (Juventus), Andrea Ranocchia (Inter), Federico Balzaretti (Palermo), Salvatore Bocchetti (Rubin Kazan), Ignazio Abate (Milan), Angelo Ogbonna (Torino), Davide Astori (Cagliari)                      

 Orta Saha: Andrea Pirlo (JUVENTUS), Daniele de Rossi (ROMA), Riccardo Montolivo (FIORENTINA), Claudio Marchisio(JUVENTUS), Antonio Nocerino (MILAN), Thiago Motta (P.S.G), Alessandro Diamanti (BOLOGNA), Luca Cigarini (ATALANTA), Emanuele Giaccherini (JUVENTUS), Ezequiel Schelotto (ATALANTA), Marco Verratti (PESCARA)
      
 Forvet: Antonio Di Natale (UDINESE), Antonio Cassano (MILAN), Mario Balotelli (MANCHESTER CITY), Sebastian Giovinco (PARMA), Fabio Borini (ROMA), Mattia Destro (SIENA)
      
 Teknik Direktör: Cesare Prandelli

   
ÖNE ÇIKAN İSİMLER:

Gianluigi Buffon: İyi bir kaleciye sahip olmak olmak başarıya giden yoldaki en büyük gerekliliklerdendir. Dünyanın en iyi kalecilerinden birine sahip olan İtalya bu avantajının bilincindedir ve bu özgüven onlara bir şeyler katabilir. Buffon’un tecrübesini tüm takıma aşılayabilme ihtimali İtalya’nın en büyük şanslarından

 Antonio Di Natale: 34 yaşında olmasına rağmen bu sene kaydettiği 23 gol ilerleyen yaşının ona sadece tecrübe kattığını söyleyebilmemizi sağlıyor. Hiçbir zaman bir dünya yıldızı olarak anılmayan Di Natale için bu Avrupa Kupası sonlarına yaklaştığı kariyerindeki en önemli turnuva olacaktır. Sahip olduğu göz kamaştırıcı istatistiklerine ülkeler klasmanında da bir şeyler katma arzusuna sahip olduğunu kolaylıkla söyleyebileceğimiz futbolcu İtalya için en önemli gol ayaklarından.
        
 Mario Balotelli: Yaptığı her hareketle, söylediği her sözcükle olay yaratan Balotelli’nin sahip olduğu yeteneğe ihanet ettiğini söyleyebiliriz. Zor yıllar geçiren İtalya futbolu için altın değerinde olabilmesi beklenen “yaramaz” çocuğun takımına katkı mı sağlayacağı yoksa zarar mı vereceği merak konusu. İlk bakışta zarar vereceğinden emin olduğumuz Balotelli belki de bu turnuvanın kendisi için önemini fark eder ve tabiri caizse aklını kullanmaya başlar. Bu soruların cevabını şampiyona oynanmadan bulamayacağız.

Andrea Pirlo: Sadece İtalya futbolunun değil tüm dünyanın gördüğü en yetenekli orta saha oyuncularından biri. Artık iyice yaşlandı(33) önyargılarını lideri olduğu Juventus’u şampiyon yaparak paramparça etti. Duran toplarda da sahip olduğu üst düzey yetenek önemine önem katmaktadır. Kuşkusuz ki onun sergileyeceği futbol İtalya’nın kaderini yakından ilgilendirecektir.





Genel Değerlendirme
Geçmişinde bir Avrupa Kupası 4 de Dünya Kupası bulunan tarihin en başarılı ülke takımlarından biri olan İtalya takımı son yıllarda biraz arka planda kalmaya başladı. Yeni futbolcular yetiştirilmekte çekilen zorluk takımları “yaşlı” futbolculara itmektedir ve bu durum da milli takımı etkilemektedir. İtalya denince akla gelen futbolcuların neredeyse hiçbiri izleyemeyeceğimiz bu turnuvada İspanya’nın ardından ikinci olarak çeyrek finale kalma ihtimallerinin yüksek olduğu söyleyebilsek de devamı konusunda pek de iç açıcı bir tablo yok. Ancak yine de bir ekole sahip olan takımlar her zaman her turnuvada korkulası takımlardır.

21 Mayıs 2012 Pazartesi

Fransa EURO'12


Fransa; Bosna Hersek, Romanya, Beyaz Rusya, Arnavutluk ve Luxemburg’un bulunduğu C grubunu 1.tamamlayarak Euro’12 ye direk katılmaya hak kazandı. Fransa turnuvada Ukrayna, İsveç ve İngiltere ile D grubunda mücadele edecek.

Avrupa Şampiyonası Geçmişi
Katıldığı Yıllar = 1960 – 1984 – 1992 – 1996 – 2000 -2004 - 2008
Şampiyon       = 1984 - 2000
Final               =
Yarı Final        = 1960 - 1996

Takım Kadrosu

Kaleci                   = Lloris (LYON) – Mandanda (MARSİLYA) – Carrasso (BORDEAUX)

Defans                = Evra (MANCHESTER UNİTEDRDEAUX) – Mexes (MİLAN) – Rami(VALENCİA)  - Reveillere (LYON) – Clichy( MANCHESTER CİTY) – Debuchy (LİLLE) – Koscielny (ARSENAL) – Mbiwa (MONTPELLİER)

Orta Saha            = Malouda (CHELSEA) – Ribery (BAYERN) – Alou Diarra (MARSİLYA) – Gourcuff (LYON) – Nasri (MANCHESTER CİTY) – M’Vila (RENNES) – Cabaye (NEWCASTLE) – Martin (SOCHAUX) – Ben Arfa (NEWCASTLE) – Matuidi (PSG) – Valbuena (MARSİLYA)

Forvet                 = Benzema (REAL MADRİD) – Remy (MARSİLYA) – Menez (PSG) – Giroud (MONTPELLİER)

Teknik Direktör = Laurent Blanc


Öne Çıkan İsimler

Patrice Evra = Manchester United’da 7.yılını dolduran Evra yine 50’ye yakın maçta forma giydi ve istikrarını sürdürdü. Şu anda Dünya’nın en iyi sol beki olarak telaffuz edebileceğimiz bir isim. Turnuvada yine takımına hem hücum hem de savunma anlamında müthiş katkı sağlayacak.
Samir Nasri = Samir Nasri bu sezon Manchester City ile Premier Lig’de şampiyonluk yaşadı. City ile çıktığı 31 lig maçında 5 golü ve 9 da asisti bulunuyor. Fransa orta sahasının beyni durumunda. Ne yapacağı biraz soru işareti de olsa başarılı bir performans ile Fransa’yı çok iyi yerlere getirebilir.
Frank Ribery = Takımının tartışmasız bir numaralı ismi. Bayern Münih ile Şampiyonlar Ligi’nde final oynadı ve bu sezon çıktığı 45 maçta 16 gol atıp 26 da asist yaptı. Golü ve asisti çok kolay bulabilen Ribery bireysel yeteneği ile tek başına maç alabilecek kapasiteye sahip. Fransa ancak onun performansıyla başarıya ulaşabilir.
Karim Benzema = Fransa’nın uzun yıllardır gol umudu Benzema bu sezon Real Madrid ile başarılı bir sezon geçirdi ve La Liga şampiyonluğuna ulaştı. 52 maçta 32 gol ve 15 asistlik performansıyla Fransa için umut olmaya devam ediyor. Bireysel olarak takımını sırtlayamaz ama özellikle Ribery ve Nasri’den gerekli desteği alabilirse gol krallığına bile ulaşabilir.
Olivier Giroud = Pek çoğumuzun yeni yeni tanıdığı bir isim. Milli formayı sadece 3 kez giydi. Ancak bu sezon Montpellier’in şampiyonluğunda baş aktörlerden biriydi. Attığı 21 gol ile Fransa gol krallığına ulaştı. Turnuvanın sürpriz isimlerinden bir tanesi. Turnuva tecrübesizliğine yenik düşmezse yeni bir yıldızın doğuşunu seyredebiliriz.

Genel Değerlendirme
Fransa, olaylı Dünya Kupası macerasından sonra ciddi bir turnuvada ciddi bir başarı elde ederek eski günlerine erkenden dönme çabasında. Şampiyonluk şansı Hollanda, Almanya ve İspanya’nın yanında az da gözükse Ribery ve Benzema ile başarılı bir turnuva çıkarabilir. İngiltere, İsveç ve Ukrayna ile D grubunda mücadele edecek ve grupta İngiltere’nin ardından üst tura çıkmaya yakın bir takım. Fransa için Yarı Final gerçekçi bir hedef bu turnuvada.

20 Mayıs 2012 Pazar

EURO 2012


8 Haziran'da 2012 Avrupa Şampiyonası Ukrayna ve Polonya'da başlayacak. Dünya'nın en prestijli ikinci turnuvası olan Avrupa Şampiyonasında Avrupa'nın devleri yine kozlarını paylaşacak. Bu sene turnuvada Avrupa'nın en önemli yıldızları sahne alacak. Almanya'dan Mesut Özil, Mario Gomez ve Schweinsteiger; İspanya'dan Xavi, İniesta ve Casillas; İngiltere'den Rooney ve Gerrard; Hollanda'dan Robben ve Van Persie; Fransa'dan Ribery ve Benzema; İtalya'dan Buffon ve Di Natale; Portekiz'den Cristiano Ronaldo; Hırvatistan'dan Modric; Çek'lerden Cech; İsveç'den İbrahimoviç; Yunanistan'dan Karagounis; Rusya'dan Arshavin; Danimarka'dan Agger; İrlanda'dan Robbie Keane; Ukrayna'dan Tymoshchuk ve Polonya'dan Lewandowski'yi keyifle izleme şansını bulacağız.


Biz de erdemguney olarak 21 Mayıs Pazartesi'nden itibaren 8 Haziran'a kadar her gün bir takımı detaylı olarak inceleyeceğiz. Takımların finallere nasıl geldiklerini, kadrolarını, önemli isimlerini ve turnuvadaki şanslarını değerlendireceğiz.

Ayrıca 22 Mayıs Salı günü saat 20:00-22:00 arası http://www.radyo.boun.edu.tr/ adresinden dinleyebileceğiniz radyo programımızda da EURO'12 den ve katılan her takımdan detaylı olarak konuşacağız.

17 Mayıs 2012 Perşembe

Alex'in Fenerbahçe'si



Yıl 2004, Copa America’da yıldızıı parlayan bir Cruzeiro’lu, Fenerbahçe futbol takımına resmen transfer oluyor. O günlerde transferi büyük sansasyon yaratmasa da onu tanıyanları tarafından takımda çok başarılı olacağına inanılan bir yıldız Fenerbahçe’de öylesine büyük işler yapıyor ki Fenerbahçe’li taraftarların dilinde sadece o isim var artık; Alex de Souza.

Alex’in ne yaptığını daha iyi görmek için tarihte biraz geriye Alex’in Fenerbahçe’ye geldiği yıllara gidelim. 2004 yılında takımdaki ilk senesinde Fenerbahçe şampiyonluğa ulaşırken, Alex de bu başarıdaki en büyük pay sahiplerinden biriydi. Daha o seneden sevilmeye başlanmıştı zaten. 2005-2006 sezonunda Denizli’de son hafta şampiyonluğu kaçıran Fenerbahçe ligi acı bir şekilde ikinci de bitirse Alex 24 asistlik inanılmaz performansıyla uzun bir süre domine edeceği Asist krallıklarından ikincisine de ulaşıyordu.

Alex de Souza

2006-2007 sezonunda, Fenerbahçe’nin 100.yılında takımını bir kez daha şampiyonluğa taşıyan Alex bu sefer asist krallığı ile yetinmeyip 19 golle Fenerbahçe tarihinin ilk yabancı gol kralı ünvanını da eline geçiriyordu. 2007-2008 sezonunun Fenerbahçe için anlamı bambaşkadır. Lig de şampiyonluğu yine kılpayı kaçırıp ikincilikle yetinse de Şampiyonlar Ligi’ndeki çeyrek final başarsıyla Avrupa da altın sezonunu yaşayan Fenerbahçe’de yine en önemli isim o sezon Şampiyonlar Ligi Asist Kralı da olan Alex de Souza’dı. 2008-2009 yılı Alex’in Fenerbahçe’si için en kötü sezondu diyebiliriz. Ligi 4.tamamlayan Fenerbahçe’nin Alex’e rağmen ilk ikiye giremediği tek sezondu bu sezon.

2009-2010 yılında Fenerbahçe yine bir son hafta faciası ile şampiyonluğu Bursa’ya kaptırıyor ve üst üste 4.yılda da ligde şampiyon olamıyordu. Bu dönem herkesin olduğu gibi Alex’in de performansı sorgulanmaya başlanıyordu. Yaşının ilerlemesiyle yeterli verim alınamadığını söyleyenlere Alex de Souza 2010-2011 yılında müthiş bir cevap veriyordu. O yılı 28 golle yine gol kralı olarak tamamlayan Alex takımını da 3.kez şampiyon yapıyordu. Bu yıla geldiğimizde ise Fenerbahçe bir şampiyonluğu daha son hafta kaybederek sezonu 2.sırada tamamladı. Ancak bu sezon Fenerbahçe için bambaşka bir zafer yine kaptan Alex’in önderliğinde geldi. Fenerbahçe’nin 29 yıllık Türkiye Kupası özlemini Alex bile gideremedi diyorduk ki bu sezon Fenerbahçe kupada zafere ulaştı ve bir nevi makus talihini yendi. Alex ise 4-0’lık Bursaspor galibiyetindeki 1 gol 3 asistlik performansıyla adeta kupayı Fenerbahçe’ye tek başına getirdi.


Alex de Souza oynadığı 8 sezonda 2 kez gol kralı 4 kez asist kralı bir kez de şampiyonlar ligi asist kralı oldu. Fenerbahçe tarihinin Avrupa kupalarında en çok oynayan, en çok gol atan futbolcusu ve Fenerbahçe’nin en çok forma giyen yabancı futbolcusu Alex Fenerbahçe’nin 3000.golünü atmış ve geçen sezon Ankaragücü maçında 5 gol atarak farklı bir rekora da imza atmıştır. Ayrıca lig tarihinin de 2 kez gol kralı olan tek yabancı futbolcusudur.

Alex de Souza yaptıklarıyla ve yapacaklarıyla Fenerbahçe tarihine adını altın harflerle yazdırmıştır. Alex geldiğinden beri Fenerbahçe futbol takımının Türkiye Ligi’ndeki üstünlüğü açık bir şekilde ortada. 8 sezonun biri hariç hepsinde son haftaya kadar şampiyonluk mücadelesinde bulunan Fenerbahçe bu süreçte 3 kez şampiyon 4 kez de ikinci oldu ve podyumdan hiç inmedi. Kuşkusuz bu başarılı tabloda oynayan her futbolcuların büyük emeği vardır ama Alex’in yaptıkları ve geldiğinden beri oluşan tablo göz önüne alınınca en büyük payın açık ara Alex de Souza’da olduğunu görebiliyoruz. Alex’li Fenerbahçe’den ziyade ‘’Alex’in Fenerbahçe’si’’ halini alana Fenerbahçe’nin Alex takımda olduğu sürece hep zirveye oynayacağını ve Alex’in daha birçok rekor kıracağını şimdiden rahatlıkla söyleyebiliriz.

14 Mayıs 2012 Pazartesi

Bir Şehir, İki Takım...Aynı Sevinç

     
     Yıl 1999...Mayıs ayının 26. Günü… Barcelona’nın kalesi Camp Nou’da Şampiyonlar Ligi finali Bayern Munich ile Manchester United arasında oynanıyor. Manchester şehrinin gün itibariyle büyük takımı United, 31 yıl aradan sonra ikinci kez şampiyon olma isteğini 6. dakikada Basler’in ayağından yediği golle ertelemek zorunda kalacağını hissetmeye başladı. Ancak yine de ille de gol yiyeceksen bunun erken olması avantajdır. United, bir omzundaki bu teselli ile diğer omzundaki müthiş korku arasında denge kurmaya çalışırken dakikalar hiç olmadığı kadar hızlı ilerliyordu.

       Bir Alman takımı olması açısından skor korumak Bayern Munich’in işiydi hele ki bir de 6. Finaline çıkıyor olmasının kattığı tecrübe arkasındayken… Bayern Munich adına iki topun da direkten döndüğü maçta son artık iyice gelmişti ve Manchester ekibinin önünde hiç de olumlu bir tablo yoktu. Alman taraftarlar şampiyonluk türkülerine başladıklarında herkesin bir yanı daha erken her şey olabilir derken diğer yanı bu maçın dönme ihtimalinin olmadığı söylüyordu. Bu ikilemler arasında dakikalar 90+1’i gösterirken sahneye İngilizlerin efsanesi Teddy Sheringham çıkıyordu ve skora denge geliyordu. Golün yarattığı şok tüm dünyayı sarsarken bu sefer de Ole Gunnar Solskjær kendi klasiklerinden bir arka direk golü izletiyor ve kupayı Bayern’e vermek üzere sahaya inmekte olan ve inince Manchester’ın sevindiği gören Lennart Johansson gibi tüm dünyayı “İşte futbolu bu yüzden seviyoruz! “ diye düşündürerek donduruyordu.




       Bu maç oynandığında henüz 7 yaşındaydım ve böylesine efsane bir maçın beni futbolla tanıştırması en büyük şanslarımdan biridir. Futbolda her sonucun olabileceğini ve zaten tam olarak da bunun futbolu güzel yaptığı bilerek yaklaşmam futbola umarım sadece bitaraf olduğum maçlara has değildir…

          Pazar günkü Manchester City – QPR maçı eminim ki sadece bana değil herkese özellikle de United’lılara 1999 Şampiyonlar Ligi Finali’ni hatırlatmıştır. Neredeyse tam olarak 13 sene önce dünya tarihinin en dramatik geri dönüşlerinden biriyle Avrupa’nın en büyüğü olurlarken bu hissi tam ters açıdan tekrar hissetmek istedikleri en son şey olsa gerek.




       Geri dönüşler futbol tarihinin en önemli parçasını oluşturmaktadır. Genelde galip gelen takımların sevinçleri anlatılan bu dünyada Sir Alex Ferguson en çok konuşma hakkına sahip olan insandır. Pazar gününün onda yarattığı empati hissinin herkes tarafında kavranması yeni bir centilmenlik temelli futbol dünyasını kurabilir.

13 Mayıs 2012 Pazar

Şampiyon Galatasaray



     Süper şampiyon Galatasaray 



       Süper Lig 2011-2012 sezonunun şampiyonu Galatasaray oldu. Galatasaray 34 haftalık lig maratonunu en yakın rakibi Fenerbahçe’den 9 puan farkla önde tamamlamıştı. Ancak Süper Final’de gidişat değişmeye başlamıştı. Arena’da Galatasaray’ı yenen Fenerbahçe müthiş bir Süper Final performansıyla şampiyonluk şansını son maça kadar taşımıştı ama beraberliğin kendilerine yetiyor olmasını iyi kullanan Galatasaray Saraçoğlu’nda yenilmedi ve Şampiyonluğa ulaştı. Her iki takım da müthiş bir şampiyonluk yarışı izlettiler bizlere. Galatasaray 34 haftadaki performansıyla, Fenerbahçe ise özellikle Süper Final’deki oyunuyla finali hak ettiklerini göstermişlerdi. Finalde kozlarını paylaşan iki takımdan birinin kupayı kazanması gerekiyordu ve bu Galatasaray oldu. Fenerbahçe’yi herşeye rağmen gösterdiği mücadeleden ötürü tebrik ediyoruz. Galatasaray’ı ise bu sene kazandıkları haklı şampiyonluktan dolayı hem tebrik ediyor hem de kutluyoruz.



7 Mayıs 2012 Pazartesi

Son Bir Adım



                


        Süper Final’in 5.haftasında yine nefes kesen iki derbi maçı izledik. Galatasaray evinde 2-0 öne geçtiği maçta Beşiktaş’ın son dakikalarda bulduğu gollerle maçın berabere bitmesini engelleyemedi. Bir diğer şampiyonluk adayı Fenerbahçe ise mücadelenin üst seviyelerde gezdiği maçta zorlu Trabzonspor deplasmanını kayıpsız atlattı. Artık uzatmaları oynanan 40 haftalık lig maratonun son maçı, final maçı hafta sonu Fenerbahçe ile Galatasaray arasında Kadıköy’de oynanacak ve kupa sahibini bulacak. Her iki takımın da maç öncesi durumlarını ayrı ayrı inceleyelim.


        Galatasaray 5.haftaya büyük umutlarla girmişti aslında. Evlerinde kazanıp, Trabzon’dan gelecek iyi haberlere göre şampiyonluk turunu Arena’da atmaya başlayacaklardı. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı Galatasaray için. Fenerbahçe Trabzonspor’u 3-1’le geçti ve turu Kadıköy’e bıraktı. Galatasaray ise Beşiktaş karşısında rahat ve üstün oynamasına rağmen öne geçtikten sonra gözlerini Trabzon’a çevirince Beşiktaş’ın son 5 dakikada attığı 2 golle galibiyetten de olmuş oldu. Bu hafta tur atmayı bekleyen Terim’in öğrencileri şampiyonluk turu atmak bir yana 2 puandan çok daha fazlasını kaybettiler. 34.hafta sonunda moral ve motivasyon olarak en önde olan Galatasaray arka arkaya kaybettikleri puanlarla sadece şampiyonluk şansını zora sokmakla kalmadı aynı zamanda da moral anlamında 9 puanlık farkı 1’e indiren Fenerbahçe’nin de arkasında kaldılar. Psikolojik faktörler bir yana teknik detaylara baktığımızda Galatasaray için en büyük dezavantaj kuşkusuz final maçının yıllardır kazanamadıkları Saraçoğlu’nda oynanacak olması. Bir diğer kötü haber de Fatih Terim’in takımın başında olamayacak olması. Takımda ciddi bir oyuncu eksiğinin bulunmaması ve beraberliğin şampiyonluk için yeterli olması ise Galatasaray’ın en somut avantajları.


         Fenerbahçe cephesine geldiğimizde bir az daha olumlu bir tabloyla karşı karşıyayız. Kuşkusuz bu tablonun oluşmasında 5.Hafta maçlarının da büyük etkisi var. Çok zorlu bir Trabzon engelini rahat geçmesi Fenerbahçe’li futbolculara müthiş bir motivasyon sağladı. Cristian, Emre ve Selçuk’tan oluşan farklı orta saha formatıyla Fenerbahçe 3-1 kazanmayı bildi. Fenerbahçe'nin artısı maçı Şükrü Saraçoğlu’nda müthiş bir taraftar desteği ile oynayacak olmaları ama galibiyetin şampiyonluk için şart olması Fenerbahçe için en büyük dezavantaj. Gökhan ve Volkan başta olmak üzere pek çok oyuncunun sakatlık riskinin bulunması bir yana Sow’un kesin olarak oynayamayacak olması Fenerbahçe için en büyük eksi puan gibi gözüküyor. Alex ise başlı başına bir soru işareti. Alex’in finalde olup olmayacağından çok nasıl olacağı merak konusu. Sakatlıklarla boğuşan ve son maçlarda pek varlık gösteremeyen Alex’in performansı bütün bir ligin kaderini belirleyebilir.

          Müthiş bir maraton bu hafta sonu müthiş bir final maçıyla sona erecek. Tüm spor kamuoyu, her iki takım taraftarları ve bizler her ne kadar hafta boyunca maçın taktik, teknik ve hatta psikolojik analizlerini yapsak da Cumartesi saat 19:00 da bütün hesaplar bir kenara bırakılacak ve sezon boyunca gösterdikleri mücadeleyle şampiyonluğu sonuna kadar hak etmiş iki takım, şampiyonluktan önceki o “Son Bir Adım”ı atmak için kozlarını paylaşacak.

3 Mayıs 2012 Perşembe

Yardım Hattı = Yedek Kulübesi

   

         Bir futbol müsabakasında oynayan oyuncuları ikiye ayırırsak bir grup ilk 11’de sahaya çıkanlar olurken diğer grup yedek oyuncular olacaktır. Bir takımın kalitesini çoğunlukla sahip olduğu as oyuncular belirlerken, sonradan oyuna girip destek sağlaması beklenen yedek oyuncuların seviyeleri de alınacak sonuçların kaderini çok yakından ilgilendiren bir faktördür. İşler planlandığı gibi gitmediği anda başvurulacak isimler zafere giden yolda uygulanacak alternatif yolların başrol oyuncularıdır.

        Türkiye liglerinin yıllardan beri yaşadığı en büyük sıkıntı bu iki faktörden birinin eksikliğidir. As futbolculara büyük önem verilirken, kadro derinliğinin ikinci plana itilmesi –ki bu elde olmayan sebeplerden de kaynaklanabilir- hem istikrarın sağlanmasını engellemekte hem de istenen başarının gelmemesine sebep olmaktadır. Gol, gelmesi gerektiği zaman gelmediğinde ve ya savunmada ciddi aksaklıklar oluşmaya başladığında oyuna girip gidişatı değiştirecek bir oyuncuya her takımın ihtiyacı vardır. Bu sorun sakatlıkların ve cezaların kadroda değişiklik yapmaya zorladığı anlarda da baş göstermektedir.

        Çarşamba günü oynanan Trabzonspor karşılaşmasında tam olarak bu problemin varlığından dolayı Galatasaray, istediği ve de aynı zamanda hak ettiği golü bulamadı. Tabi ki de başka bir sürü etkenin de varlığından bahsedebiliriz ancak saha içerisindeki en büyük unsur kadro derinliğinin sığlığıdır. Güçsüz bir Milan Baros, yıllar öncesinde patlaması beklenen ve de yıllardır bir şey beklenmeyen bir Aydın Yılmaz ve teknik kapasitesi ortada olan bir Sabri Sarıoğlu… Çok büyük önem taşıyan bu maçta Galatasaray’ın “kurtarıcıları” olarak sahaya sürüldü. Tabiri caizse tek bir hareketiyle maçı değiştirebilecek bir ismin eksikliği her takımı olduğu gibi Galatasaray’ı da vurdu.


     

        Beşiktaş karşısında hiçbir varlık gösteremeyen Fenerbahçe de herhangi bir destek göremedi yedek kulübesinden. Sahaya çıkan 11’in çok vasat seviyede futbol sergilemesi akıllara “en fazla ne olabilir ki!” yargısını getirse de ister istemez gözleri yedek kulübesine çevirdi ancak sonuç sene başından beri olduğu gibi hüsrandı. Yine aynı şekilde tam bir hayal kırıklığı olan Özer Hurmacı ve seviyesini herkesin rahatlıkla eleştirebileceği Henri Bienvenu herhangi bir farklılık yaratamadı. Galatasaray’dan katlarca daha kötü bir durumla karşı karşıya olan Fenerbahçe’de “yardım hattı” nın kısırlığı sahip oldukları milyonlarca problem yanında devede kulak kalacaktır.

        Her takım çok sayıda üst düzey oyuncuya sahip olamaz, olması da beklenemez ancak birbirine yakın seviyelerdeki futbolculara sahip olunması hayal kadar uzak bir ihtimal değildir. Başarının sürekliliğinin yakalanması adına bir mecburiyet olarak sayılacak bu faktör, üzerinde biraz uğraşılması sonucunda sorun olmaktan kolaylıkla çıkarılabilir.