anadolu kulüpleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anadolu kulüpleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Mart 2012 Pazartesi

Kurtarıcı Hikmet Karaman



Türkiye'nin en tecrübeli teknik direktörlerinden Hikmet Karaman, geçmiş yıllardan beri düşme hattındaki takımlar için bir "kurtarıcı" niteliği taşıyor. Başına geçtiği takımları ligde tutsa da yeni sezona başlama sürecinde ya istifa ediyor ya da kovuluyor. Sivri dili ve interaktif tarzı bu durumun nedeni olabilir ancak tılsımının formülü de bunlardan başkası değil.

Tolunay Kafkas'ın istifasından sonra göreve gelen Abdullah Ercan'ın da istifasıyla Gaziantepspor Hikmet Karaman'a emanet edildi. Kötü günler geçiren ve aslında çok kaliteli bir kadroya sahip olan Gaziantepspor, oluşan kötü bulutları yok etti, tam da tahmin edildiği gibi. Zaten bu durumlara düşmeyi hiç hak etmeyen bir takımı "kurtarmak" nasıl büyük bir teknik direktörlük yeteneği gerektirir diye sorulan sorular olabilir ama bunlara bir de bu durumun gerekçelerinin ne kadarının değiştiği sorusu eklenirse Hikmet Karaman'ın Türk futboluna yaptığı desteği daha rahat anlarız. Ligin kilometre taşlarından biri olan Gaziantepspor'u üst sırlarda görmeye alışmışken onları düşmemek için kıvranırken görmek içler acısı. İyi bir hazırlık dönemiyle bu seneyi unutturacaklarını umut ediyoruz.

10 Şubat 2012 Cuma

Olcan'ın Trabzon Baharı


Kulüpler devre arası transferi yaparken en çok yaşanabilecek uyum sorununa dikkat ederler. Katkı sağlaması için alınan bir oyuncunun yaşayacağı problem tüm takım için sorun olabilir. Türkiye ligleri tarihi bu tarz "hatalı" transferlerle dolu ve belki de bu nedenden dolayı takımlar artık daha detaylı düşünür ve araştırır oldu. Bu sezonki devre arası transferlerine baktığımızda geldiği günden itibaren ilk 11 de yerini alan tabiri caizse Trabzonspor'un aradığı kan olan Olcan Adın kolayca sivriliyor.

Balıkesirspor altyapısında yetişip Kartalspor'la profesyonelliğe geçen Olcan Adın 18 yaşında Fenerbahçe'ye transfer olduğunda geleceğin yıldızı olarak gösteriliyordu. Fenerbahçe'de asla dikiş tutturamasa da Gaziantepspor'da aradığı çıkışı buldu. Özellikle son iki yılda oynadığı güzel futbolla dikkatleri üzerine çekti bir kez daha. Kumaşının çok kaliteli, yüksek teknik kapasitesinin yanında oyun zekasının da üst düzeyde olduğunu yılmadan çalışarak çok güzel bir şekilde kanıtladı. Bu da ona "ikinci baharların takımı" Trabzonspor'un yolunu açtı.

Selçuk İnan'ın gidişinden sonra Burak Yılmaz'a partner bulmakta çok zorlanan Trabzonspor için Olcan Adın yeni bir arayış, yeni bir kapı niteliğinde bir transfer oldu. Oynadığı 8 lig maçında da hiç sırıtmadan oynadı ve yerinde bir transfer olduğunu gösterdi. Trabzonspor'un tek adama dayalı oyun sisteminden sıyrılmasını sağlayabileceğinin sinyallerini veren 27 yaşındaki oyuncu geç de olsa beklenen seviyeye gelebilecek gibi.

31 Ocak 2012 Salı

Sebepsiz Uçurumlar



Spor Toto Süper Lig’de 2. Yarıya geçiş beraberinde bir takım farklılıkları da getirdi. 2. Yarının başlangıcı itibariyle tehlikeli ve iddialı takımların isimleri ilk yarıdan biraz daha farklı. İlk yarıya Anadolu Kulüpleri köşesinden damgasını vuran ve bu senenin patlayan takımları denen kulüpler ikinci yarıyla çok ciddi bir düşüşe geçtiler: Eskişehirspor , Mersin İdman Yurdu, Manisaspor.

Eskişehirspor sezona Skibbe’yle başlamıştı.2 önemli galibiyetin ardından alınan mağlubiyetler tam Skibbe’nin koltuğunu sallamaya başlamışken, art arda kazanılan maçlar ve yakalanan seri Alman çalıştırıcıyı kurtardı derken sürpriz bir şekilde Skibbe Hertha Berlin’in yolunu tuttu. Bayrak Ersun Yanal’a devredildi ancak onu futbol dışı sesler ve yılan hikayesine dönen Alper transferi karşıladı. Dolayısıyla da tecrübeli hoca dikiş tutturamadı ve aranan çıkışı yakalayamadı.

Bank Asya 1. Lig’den yeni çıkan her takım gibi Mersin de tabiri caizse Süper Ligin gediklilerinden bir takım oluşturdu. İyi başlanan bir ilk yarının sonlarında kötü gidişatın başlayacağı sezilse de bu derece bir düşüş kimsenin düşüncesinde yoktu. Neredeyse kadrodaki herkesin Süper Ligi çok iyi tanıyor olması Nurullah Sağlam adına bu kasırgadan kurtulmak için tek yol gibi gözükmekte.

Manisaspor ilk yarıda Süper Lige renk katan en önemli takımlardan biriydi. Pozitif futbolu ve tecrübeli-genç sentezini ön planda tutan Manisaspor’un yakalanan en kötü serilerden birine sahip olmasının sebeplerini bilemiyoruz. Yaşanan kaos Kemal Özdeş’in istifasıyla sonuçlansa da yerini alan genç çalıştırıcı Ümit Özat ileriye doğru olumlu adımlar atmaya çok istekli gözüküyor. Sonucu zamanla hepimiz göreceğiz.

Eskişehirspor 7, Mersin İdman Yurdu 7, Manisaspor ise 11 maçtır 3 puan yüzü göremediler. Bu güzel futbol kentlerimizin kötü seriler yakalamalarının sebeplerini çoğunluğu futbol dışı olduğu için bilemesek de dört gözle hak ettikleri başarılara ulaşmalarını bekliyoruz.
Eskişehirspor 7, Mersin İdman Yurdu 7, Manisaspor ise 11 maçtır 3 puan yüzü göremediler. Bu güzel futbol kentlerimizin kötü seriler yakalamalarının sebeplerini çoğunluğu futbol dışı olduğu için bilemesek de dört gözle hak ettikleri başarılara ulaşmalarını bekliyoruz.

27 Ocak 2012 Cuma

Sivas'ın Yollarına

Süper Ligde en büyük puan farkı 8 puanla 3. ile 4. arasında. Gerçekten güzel futbol oynayan takımlardan oluşan ve oldukça uzun olan " play-off un 4. takımı adayları listesinde" Sivasspor paramparça ettiği tabularıyla fazlasıyla dikkat çekici.2004 Yunanistan'ının Türkiye kulüp temsilcisi olarak bilinen Sivasspor takımı bu "lekeden" arındı ve Trabzonspor ile beraber ligin en golcü 2. takımı olarak belki de tarihinde ilk kez "sempatik" bir şekilde yoluna devam ediyor.

Geçen sezon sonunda düşmekten son anda kurtulan bu takım bugüne baktığımızda pozitif futbolun ilkelerine elinden geldiğince bağlı kalmaya çalışan bir tablo sergilemekte.Rıza Çalımbay’ın sihirli değneği mi yoksa değişen futbolcu profilinin sindirilmesi midir bilinmez ama bu yeni Sivasspor’un bütün maçları merakla beklenir oldu. Çok güçlü bir forvet olan Eneramo ve arkasında oynayan teknik kapasitesi yüksek Grosicki bu takımda başı çeken oyuncular olarak göze çarpıyor. Öne de geçse geriye de düşse Sivasspor her rakibi için korkutucu bir takım pozisyonunda.

13 Ocak 2012 Cuma

Deplasman Günlükleri

4 Ocak’ta oynanan Beşiktaş – Eskişehirspor ve 10 Ocak’ta oynanan Galatasaray – Adana Demirspor maçlarını Deplasman tribününden takip ettik.Türk futbolundaki Deplasman Tribünü Olgusunu daha iyi anlayabilmek ve sempatizanı olduğumuz Anadolu Kulüplerini desteklemek amacıyla bu maçları yerinde seyrettik.Deplasman Tribünü Olgusu hakkında sorulan şu sorulara kendimizce cevaplar bulmaya çalıştık:Deplasman Tribününde nasıl bir ruh hali var? Soğuk havaya ve uzun yolculuklara rağmen deplasmana neden gidilir? Neden Deplasman Tribünleri tehlikeli olarak görülür? Takımını deplasmanda desteklemekle kendi evinde desteklemek arasındaki fark nedir?
Deplasman Tribünü Olgusunu oluşturan temel sebep,tuttuğun takımı hayatının bir parçası olarak görmek,o takım için her türlü cefaya katlanmak yani kısacası taraftar olmaktır.Deplasmana giden taraftar için en büyük fedakarlık tabiki de uzun yolculuklardır.TT Arenada bu durumun çok güzel bir örneğini gördük.Adana Demirspor taraftarı Adana’dan yani 1000 km öteden 25 otobüsle hiçbir tur umudu olmadan sadece takımlarını desteklemek için Arena’ya geldiler.Soğuk havaya ve yenilen 4 gole rağmen 1 dakika bile durmadan desteklerini sürdürdüler.Deplasman tribünün keyfi ve sıcaklığı ne maçın gidişatıyla ne de takımın ligdeki durumuyla ilgilidir.Olay sadece takımının gurbette de sonuna kadar yanında olmaktır.Mesela 4 Ocak’taki Beşiktaş – Eskişehirspor maçında futbolcuların bile görülmesini engelleyen yoğun sis deplasman taraftarını engelleyememiştir.Onlar maçı statta olmalarına rağmen izleyemeseler de takımlarına destek vermeleri bu maçtan keyif almaları için yeterli olmuştur.


Böyle güzel ve sıcak keyiflerin yaşandığı deplasmanların holiganlığın ve futbol terörünün kalesi olarak görülmesi sadece insanları deplasman tribününe karşı soğutmuyor aynı zamanda kamuda deplasmana giden insanlara karşı büyük bir önyargının da oluşmasına sebep oluyor.Deplasman tribünü,toplumda oluşan önyargıların aksine futbol sevgisinin en samimi doruk noktasıdır.Eminiz ki deplasmana öcü gibi bakmaktansa saygı duyup desteklemek ;yasaklamaktansa teşvik etmek Türk Futbolunu yıllardır arzulanan seviyeye getirecektir.

7 Ocak 2012 Cumartesi

Bastır Ankaragücü


Bilindiği gibi Ankaragücü camiası hayli zorlu bir süreç içersinde.Ekonomik sıkıntılarla başlayan bu süreç,oyuncuların birer birer ayrılması ve takımın ilk yarıyı son sırada tamamlamasıyla daha da içinden çıkılmaz bir hale gelmişti.Ancak bu hafta hiç beklenmedik bir şekilde gelen mucizevi Mersin galibiyeti Ankaragücü için hala bir umut ışığı olduğunu gösterdi.
Ankaragücü taraftarları da bu umut ışığının farkında ve desteklerini bir an olsun zor durumdaki takımlarından esirgemiyorlar.Mersin galibiyeti sonrası,maaşları bile ödeyemeyen kulübün galibiyet primi veremeyecek durumda olması nedeniyle başlattıkları kampanyada toplanan 30 bin TL'yi galibiyet primi olarak takımlarına armağan eden Ankaragücü taraftarları ''Bu Mücadelede Sizin Yanınızdayız'' mesajını da vermiş oldular.
Bu galibiyet Ankaragücü'ne 3 puandan çok daha fazlasını -taraftarın takımına,takımın da kendine olan güvenini - kazandırdı.Eğer taraftar ve oyuncular başta olmak üzere tüm camia bir bütün olup kenetlenebilirse Hakan Kutlu ve öğrencilerini kahraman yapacak bir Kurtuluş Hikayesine tanıklık edebiliriz yada böyle bir kenetlenmenin eksikliğinde Ankaragücü için çok daha kötü bir senaryoyu canlı seyredebiliriz.Kurtuluş Hikayesini mi yoksa Sonun Başlangıcını mı izleyeceğimize ise zaman karar verecek ...

Tünelin Sonu


Spor Toto Süper Lig´deki her takım gibi Kayserispor´un da istikrarsızlıkla başı dertte.Tabiri caizse bir gün kazanıp bir gün kaybediyor,bir gün play-off adayıyken diğer gün ilk sekiz şansını zora sokuyor ve neredeyse hiçbir maçında vasatı aşamıyor ancak tüm bunlara rağmen Şota´ya olan desteği belki de her gün arttırarak yoluna devam ediyor Kayserispor..

Bir takımın başarısını bir sezonla hatta yarım sezonla değerlendirmezsek Kayserispor´un iyi sinyaller verdiğini söyleyebiliriz.Genel yargı olan tecrübeli iskelete genç oyuncuların monte edilmesinin bir üst modeli olarak genç bir iskelet kuran Şota bir senelik değil yedi sekiz senelik takım kuracak gibi görünüyor.Yönetimden aldığı destekle de kendine güvenini pekiştiren genç çalıştırıcı süper lig ve milli takım için tünelin sonundaki ışık olabilir...

Kayserispor´un Gençleri:

Hasan Ali Kaldırım-1989
Sefa Yılmaz -1990
Okay Yokuşlu -1994
Furkan Özçal -1990
Okan Alkan -1992
Ömer Şişmanoğlu -1989
Gökhan Değirmenci-1989
Nadir Çiftçi -1992
Engin Bekdemir -1992
Cem Sultan -1991