Derbi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Derbi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Mayıs 2012 Pazartesi

Son Bir Adım



                


        Süper Final’in 5.haftasında yine nefes kesen iki derbi maçı izledik. Galatasaray evinde 2-0 öne geçtiği maçta Beşiktaş’ın son dakikalarda bulduğu gollerle maçın berabere bitmesini engelleyemedi. Bir diğer şampiyonluk adayı Fenerbahçe ise mücadelenin üst seviyelerde gezdiği maçta zorlu Trabzonspor deplasmanını kayıpsız atlattı. Artık uzatmaları oynanan 40 haftalık lig maratonun son maçı, final maçı hafta sonu Fenerbahçe ile Galatasaray arasında Kadıköy’de oynanacak ve kupa sahibini bulacak. Her iki takımın da maç öncesi durumlarını ayrı ayrı inceleyelim.


        Galatasaray 5.haftaya büyük umutlarla girmişti aslında. Evlerinde kazanıp, Trabzon’dan gelecek iyi haberlere göre şampiyonluk turunu Arena’da atmaya başlayacaklardı. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı Galatasaray için. Fenerbahçe Trabzonspor’u 3-1’le geçti ve turu Kadıköy’e bıraktı. Galatasaray ise Beşiktaş karşısında rahat ve üstün oynamasına rağmen öne geçtikten sonra gözlerini Trabzon’a çevirince Beşiktaş’ın son 5 dakikada attığı 2 golle galibiyetten de olmuş oldu. Bu hafta tur atmayı bekleyen Terim’in öğrencileri şampiyonluk turu atmak bir yana 2 puandan çok daha fazlasını kaybettiler. 34.hafta sonunda moral ve motivasyon olarak en önde olan Galatasaray arka arkaya kaybettikleri puanlarla sadece şampiyonluk şansını zora sokmakla kalmadı aynı zamanda da moral anlamında 9 puanlık farkı 1’e indiren Fenerbahçe’nin de arkasında kaldılar. Psikolojik faktörler bir yana teknik detaylara baktığımızda Galatasaray için en büyük dezavantaj kuşkusuz final maçının yıllardır kazanamadıkları Saraçoğlu’nda oynanacak olması. Bir diğer kötü haber de Fatih Terim’in takımın başında olamayacak olması. Takımda ciddi bir oyuncu eksiğinin bulunmaması ve beraberliğin şampiyonluk için yeterli olması ise Galatasaray’ın en somut avantajları.


         Fenerbahçe cephesine geldiğimizde bir az daha olumlu bir tabloyla karşı karşıyayız. Kuşkusuz bu tablonun oluşmasında 5.Hafta maçlarının da büyük etkisi var. Çok zorlu bir Trabzon engelini rahat geçmesi Fenerbahçe’li futbolculara müthiş bir motivasyon sağladı. Cristian, Emre ve Selçuk’tan oluşan farklı orta saha formatıyla Fenerbahçe 3-1 kazanmayı bildi. Fenerbahçe'nin artısı maçı Şükrü Saraçoğlu’nda müthiş bir taraftar desteği ile oynayacak olmaları ama galibiyetin şampiyonluk için şart olması Fenerbahçe için en büyük dezavantaj. Gökhan ve Volkan başta olmak üzere pek çok oyuncunun sakatlık riskinin bulunması bir yana Sow’un kesin olarak oynayamayacak olması Fenerbahçe için en büyük eksi puan gibi gözüküyor. Alex ise başlı başına bir soru işareti. Alex’in finalde olup olmayacağından çok nasıl olacağı merak konusu. Sakatlıklarla boğuşan ve son maçlarda pek varlık gösteremeyen Alex’in performansı bütün bir ligin kaderini belirleyebilir.

          Müthiş bir maraton bu hafta sonu müthiş bir final maçıyla sona erecek. Tüm spor kamuoyu, her iki takım taraftarları ve bizler her ne kadar hafta boyunca maçın taktik, teknik ve hatta psikolojik analizlerini yapsak da Cumartesi saat 19:00 da bütün hesaplar bir kenara bırakılacak ve sezon boyunca gösterdikleri mücadeleyle şampiyonluğu sonuna kadar hak etmiş iki takım, şampiyonluktan önceki o “Son Bir Adım”ı atmak için kozlarını paylaşacak.

18 Mart 2012 Pazar

Yarım Puanlık Derbi


Fenerbahçe ile Galatasaray arasında oynanan herhangi bir maç, her iki takımın da hiçbir hedefi olmadığı durumlarda bile ligimizin kuşkusuz en önemli maçı konumunda olmuştur her zaman. Sadece ligi değil tüm ülkeyi etkisi altına alır maç saatinin yaklaşması. İşte bu haftaki derbi gerek maç öncesiyle, gerek maç atmosferiyle gerekse maç sonuyla tam olarak şanına yakışan bir derbi oldu. Derbi günü her iki takımın da zirvede olması, son birkaç yıldır aranan derbi ruhunu tam olarak hissettirdi bizlere.

Maç öncesi tabloyu çizmek gerekirse, tabiki galibiyet gerideki takım Fenerbahçe için çok daha önemliydi. Saraçoğlu'nda mağlup olma durumunu 13 yıl önce tarihin arka sayfalarında bırakan Fenerbahçe için akla gelebilecek en kötü senaryo beraberlikti. Fenerbahçe'nin en büyük avantajı yine ev sahibi olmasıydı. Galatasaray cephesinde ise hedef biraz daha beraberliğe dönüktü maç öncesi. Takımın müthiş formu ise kuşkusuz Fatih Terim için en önemli avantajdı.

Etkileyici bir kareografinin eşliğinde taraftarının desteğiyle maça baskılı başlayan taraf Fenerbahçe oldu. Önce Moussa Sow kalitesini ortaya koydu ve sonrasında da yaşayan efsane De Souza. Gollerin erken geldiği yetmemiş gibi yılın golüne aday olacak güzellikte olmaları Galatasaray takımında moralleri alt üst etmiş ve tarihteki acı anılar hatırlanmaya başlanmıştı. Ancak gollerin ardından baskıyı ve topun kontrolünü kaybeden Fenerbahçe rakibinin üstüne gidemeyince oyunun dengeleri değişmeye başladı. Basitçe Galatasaray'ın presi sonuç verdi ve 25.dakikadan maç sonuna kadar ipler Galatasaray'ın eline geçti. Devre arası da Fenerbahçe'ye yaramadı. Topun kontrolünü bir türlü sağlayamayan ev sahibi ekip ancak 82.dakikaya kadar dayanabildi ve skora denge geldi. Son pozisyonda ise Saraçoğlu'nun büyüsü Fenerbahçe için sadece bir sezonun değil sahip olduğu pek çok yenilmezlik rekorunun da kaybedilmesini önledi.

Fenerbahçe'nin bireysel yetenekleriyle bulduğu gollerine karşılık Galatasaray'ın organizasyonlu golleri basitçe Galatasaray'ın bu sezon ezeli rakibinden bir diş önde olduğunu gösterdi bizlere. Saha ve skor dezavantajına rağmen maçı yakalayan Galatasaray 9 puanlık farka da güvenerek şampiyonluğa göz kırpıyor. Fenerbahçe ise golcüsünü bulmasına rağmen takımı kaybetmenin eşiğinde. Orta saha ve savunmanın bu şekilde aksaması Fenerbahçe'ye Play-Off 'ta büyük sıkıntılar yaratır.

Sahadaki mücadele içinse yepyeni bir başlık açmak gerekir. Mükemmel motive olmuş iki takım müthiş bir mücadele örneği gösterdiler bizlere. Mücadelenin bir an bile durmamasının yanında kalitenin ve muazzam gollerin bir arada olması ne İspanya'yı ne de İngiltere'yi aratacak cinstendi. Sonuç ne olursa olsun her iki takım oyuncuları da gösterdileri mücadeleden ötürü ayrı ayrı tebrik edilmeyi hak ettiler.

Ne yazık ki, ligimizin yeni sisteminden ötürü bu dört dörtlük oyun ve mükemmel mücadelenin sonucunda her iki takım da sadece yarımşar puan alarak ayrıldılar Saraçoğlu'ndan. Bir başka deyişle; 10 numara futbola yarım puanlık derbi...

27 Şubat 2012 Pazartesi

Galatasaray 3-2 Beşiktaş


İlk dörtteki diğer iki takımın yenilmesiyle önemini ikiye katlayan bir derbi izledik. Önemli eksikliklerine rağmen maçın bazı bölümlerinde hakimiyeti yakalayan Beşiktaş, özellikle Fernandes'in eksikliğini final paslarında ve pozisyon yaratmada hissetti. Buna ek olarak Quaresma ve Almeida'nın beklentileri karşılayamaması Beşiktaş'ın maçı koparmasını engelledi. İç saha avantajı ve yetenekli futbolcuların olumlu kullanılması ibreyi Galatasaray'dan yana çevirdi.

İstikrarsız Baros'un yerine çok mantıklı bir Necati Ateş transferini yapan Galatasaray Selçuk İnan'ın önderliğinde maçın genelinde hakim bir tablo sergiledi. Galibiyet golü son dakikada da gelse Beşiktaş biraz daha gole yakın da gözükse hem galibiyete hem şampiyonluğa inanmış Galatasaray üç puanı aldı ve play-off'u garantileyen ilk takım oldu. Dokuz puanlık ciddi bir farkı yakalayan ve derbi maçlarını kaybetmeyen Galatasaray şampiyonluğun en ciddi adayı gibi gözüküyor.

6 Şubat 2012 Pazartesi

Fenerbahçe 2-0 Beşiktaş

Yılın ilk derbisi dengeli ve beklendiği gibi ev sahibi takımın kontrolünde başladı. Maç öncesi tahminlerde erken gol atanın büyük avantaj elde edeceği herkesin dilindeydi ancak Fenerbahçe golü erken bulmasına rağmen golden önce kontrolünde tuttuğu top hakimiyetini geriye çekilmesiyle kaybetti. Golden sonra önde basmaya başlayan bir Beşiktaş vardı karşımızda ki bütün dengeleri ve beklentileri alt üst etti. Carvalhal Fenerbahçe'nin en büyük silahı olan pas trafiğini kesmişti ama kaliteli oyuncularının eksikliği nedeniyle aradığı golü bir türlü bulamadı. Beşiktaş'ın ilerde top tutamaması ve Fenerbahçe'nin düşen pas yüzdesine bir de fauller ve sakatlıklar eklenince derbinin seyir keyfi neredeyse dibe vurdu. Maçın temposu ve kalitesi fazlasıyla düşüktü ama üst seviyedeki mücadele maçı bir derbi havasına sokmaya yetti dün Saraçoğlu'nda.
Dün geceki Fenerbahçe'nin Samsun deplasmanından farkı Yobo ve taraftarıydı. Samsun'da Gekas'ı gol krallığına ortak eden Yobo'nun yerine Beşiktaş'ın her atağını kesen bir Yobo vardı sahada. Attığı gol de ekstrası oldu Nijeryalı oyuncunun. Beşiktaş'ın yıldız oyuncuları dün sahada olsaydı daha farklı bir sonuç ortaya çıkabilirdi zira Fenerbahçe hücumda çok zayıf kaldı. Sadece Stoch'un bireysel çabaları sonucu hücumda pozisyon bulmaya çalışan Fenerbahçe'de her iki golün de baş mimarı Slovak yıldızdı. Derbide ev sahibi takımın kazanması beklenilen bir sonuç ancak her iki takımın da oyun anlamında toparlanması gerekiyor. Mücadelenin hayli yüksek olduğu derbide takımlar maça futbol anlamında biraz katkıda bulunsalardı seyredenler harika bir futbol şölenine tanıklık edebilirlerdi.